Mekke

Payla�

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
KABE VE MESCİD-İ HARAM

KABE, gökler ötesi alemde planlanan ve Tufandan sonra İbrahim ve İsmail Aleyhisselamın inşa ettikleri kare şeklinde yakın ve bütün Müslümanların namazlarında yöneldikleri binadır,kıbledir.

MESCİD-İ HARAM : İçinde KABE’nin de bulunduğu binanın ve alanın adıdır.KABE’nin ilk adı BEYT-İ ATİK’dir.Harem,KABE’nin etrafına-çevresine denir.Mescid-i Haram’a Harem-i Şerif de denir.Harem “Korunmuş” demektir.KABE arzın merkezinden “Sidretül-Münteha”ya kadar ins,cin ve meleğin her zaman çevresinde dönüp durduğu eşi/menendi olmayan bir banadır.KABE Adem Aleyhisselamdan önce meleklerin tavaf yeriydi.KABE dünyada ilk inşa edilen ve en son yıkılacak olan binadır.Yıkılması en önemli kıyamet alametidir.Kabe yıkılınca Küre-i Arz’ın ayakta kalmasının bir manası yoktur.KABE, KIBLEDİR.İbadet ettiğimiz ise bizatihi ALLAH’tır.Beyt-i mamur ise semadadır ve tam KABE’nin üzerindedir.Beyt-i mamur’u melekler tavaf ederler.KABE mihraplar mihrabıdır.Yeryüzünün en mübarek yeridir.Yeryüzünün kalbidir.Orada ALLAH’ın apaçık ayetleri ve İbrahim Makamı vardır.Oraya giren Emin olur.KABE, gökte ve yerde ALLAH’ın evi manasına gelen “BEYTULLAH” olarak yad edilir.

KABE’NİN İLK İNŞASI : Rivayetlere göre Hz. Adem ve Havva cennetten çıkarıldıktan sonra Arafat’ta Cebelirrahme’de buluşurlar.Ve beraberce Batıya doğru yürüyerek Kabe’nin bulunduğu yere gelirler.Bu esnada Adem Aleyhisselam bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister.Cennette iken etrafında dönerek ibadet ettiği NUR’da bir sütun o anda orada tecelli eder.Adem A.S. onun etrafında dönerek Alla’a şükrünü böylece ifade eder.Bu NUR’dan sütun Şit Aleyhisselam zamanında kaybolur.Yerinde sadece siyah bir taş kalır ve bunun üzerine Şit Aleyhisselam taştan dört köşe bir bina yapar.Ve bu siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir.İşte bu gün tavafa başlama noktası olan “Hacerül Esved” denilen taş odur.Bu taş ve bina Nuh Tufan’ından sonra uzun süre kumlar altında kalır.İbrahim A.S. Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gelip Hacer ile oğlu İsmail’i bir torba dolusu hurma ve bir kırba dolusu su ile bırakıp gider.Hz. İbrahim İsmail 12-13 yaşlarında iken gelir ve İsmail’i kurban etme hadisesi yaşanır.İsmail otuz yaşlarındayken İbrahim A.S. tekrar gelir ve ilahi bir emirle bugünkü Kabe’nin bulunduğu yeri kazar,Şit Aleyhisselam tarafından yapılmış olan binanın temellerini bulur,o temellerin üzerine Kabe’yi yeniden inşa eder.(Bakara Suresi 127.Ayet’te “Beytullah’ın temelleri yükseliyor” ifadesi bunu anlatır.)Hacerül Esved’in bu inşaat esnasında Ebu Kubeys tepesinden alındığı rivayeti de vardır.Doğrusunu Allah bilir.

KABE’NİN,EFENDİMİZ DEVRİNDEKİ İNŞASI : KABE,önceden insanler koktuklarından veya saygılarından dolayı KABE’nin etrafında ikamet etmezler,Beytullah’tan uzakta dağ ve taş boşluklarında otururlardı.Kusay Bin Kilab devrinde Kabe’i Şerif’in yakınına bina yapımına izin verildi.Bu defa da insanlar Beytullah’ın çok çevresine ev yapmaya başladılar.Evlerini  yaparken de KABE’ye benzememesi için dört köşe değil yuvarlar yaparlar ve KABE’den yüksek olmamasına dikkat ederlerdi.Evlerin arasından tavaf yerine çıkan yol boşlukları bırakılırdı.Tavaf,cahiliye dönemi usulü üzerineydi.KABE binasının,Muhammed’ül Emin otuz beş yaşlarında iken henüz peygamberlik gelmeden (m.605);duvarları çatlamış ve köhneleşmiş ,kapısı çürümüş ve dökülmek üzereydi.Çatısı da bulunmayan KABE’yi Kureyşliler yeniden inşa etme kararı aldı.Ancak mevcut eski binayı yıkmaktan çekiniyorlardı.Başlarına bir musibet gelmesinden korkuyorlardı.Bu yüzden bir taşını çekip bir gece beklettikten sonra başlarına bir afet gelmediğini görünce cesaretlenerek KABE’nin eski binasının yıkımına başladılar ve daha sonra Mekke’nin bütün kabileleri taşlar toplayarak KABE’nin yenide anşasına başladılar.O sıralarda Cidde civarında batan bir yük gemisinden malzeme temin edildiği ve inşaatında Mısırlı bir ustanın nezaret ettiği kitaplarda belirtilmektedir.Bu inşaat esnasında Efendimiz amcası ile beraber taş taşımıştır.İnşaat ilerleyip,”Hacer’ül Esved” taşının yerleştirilmesine sıra geldiğinde,bu şerefin kendilerine ait olmasını isteyen kabileler arasında ihtilaf çıktı.İhtilaf o kadr büyüdü ki;çatışma çıkma ihtimali belirdi.Nihayet herkes bir gün Harem’de toplanarak meselenin halli için çare aramaya başladılar.Aralarında en yaşlı olan zat bu problemin çözümü için şöyle bir öneride bulundu: “Ey Kureyşliler!..Bu anlaşmazlığın giderilmesinin bir yolu vardır.Eğer hepiniz ittifak ederseniz yarın sabah,bu mukaddes ibadet yerinin kapısından girecek olan ilk şahıs hakemimiz olsun.Ve bu hususta ne derse kabul etmeliyiz.” Bu öneriyi herkes beğendi.Kabul etti ve ertesi günü beklemey başladılar.Allah’ın hikmetine bakın ki;KABE’nin kapısından ilk giren Muhammed’ül emin oldu.Görenler sevindi. “Bu emindir.Biz razı olduk.” Dediler.Efendimiz Aleyhisselam ihtilafı çözmek için hazır bulunanlardan bir çarşaf getirmelerini istedi.Çarşaf gelince üzerine taşı koydu ve bütün kabilelerden birer temsilcinin o çarşafın bir ucundan tutarak kaldırmasını teklif etti.Orada hazır bulunanlar denileni yaptılar ve Hacer’ül Esved yerleştirilecek yere getirilince Efendimiz kendi eliyle alıp yerine yerleştirdi.Efendimiz Aleyhisselamın henüz Peygamber olmadan önce bile ne kadar güvenilir (Emin) olduğunu;birçok kişinin kanının akmasına vesile olabilecek,çok tehlikeli,çok nazik bir meseleyi,gayet kolayca,herkesi tatmin edecek şekilde,bir Peygamber Fetaneti ile çözmüş olduğunu görüyoruz.KABE binası ve etrafı bu tamirden sonra Hz. Ömer dönemine kadar bu şekilde kaldı.Hz. Ömer döneminde yapılan fetihlerle Müslümanların sayısı arttığı ve ziyaretçiler çoğaldığı için genişletme ihtiyacı duyuldu.

HULEFA-İ RAŞİDİN DEVRİ : Hz. Ebubekir döneminde aynı vaziyette kaldı.Hz.Ömer,hicretin 17.yılında Harem-i Şerif’in etrafındaki evleri satın alarak yıktırdı.Sahasını genişletti ve etrafını duvarla çevirdi.Duvarlar üzerine geceleri lamba konulmasını emretti.Harem-i Şerif’i lambalarla ışıklandıran Hz. Ömer R.A. dır.Hz. Osman R.A. hicretin 26.yılında Mescid-i Haram’a tavanlı revak yaptırdı.

EMEVİLER VE ABBASİLER DEVRİ
ABDULLAH İBN-İ ZÜBEYR :
Hicretin 64.yılında Kabe-i Şerif’in binasını yeniledi
EL VELİD BİN ABDÜLMELİK: Hicri 91 yılında yeni arsalar satın alarak genişletti.Binasını yeniledi.Üzerine saçtan tavan yaptırdı.Mısır-Şam’dan mermer direkler getirterek Mescid-i Haram’a ilk defa direk diken kişi oldu.
EBU CAFER EL MANSUR: Hicri 139 yılında Harem-i Şerif’i genişletti.Bazı revaklar yaptırdı.Nakışlarla ziynetleyerek,süsledi.
ABBASİ HALİFESİ EL MEHDİ: Hicri 160 yılında hac maksadıyla geldiğinde Mescid-i Haram2ın kuzey ve doğu taraflarından genişletti.Hicri 164 yılında tekrar geldiğinde ise;güney tarafının genişletilmesini emrederek Kabe-i Şerif binasının Mescid-i Haram’ın tam ortasında kalacak şekilde olmasına dikkat etti.Hicri 184 yılında Abbasi Halifesi,alanını genişleterek bir kapı ilave etti.
ABBASİ HALİFESİ MUKTEDİR BİLLAH: Hicri 306 yılında bugün Bab-ı İbrahim olarak bilinen kapıyı ilave etti.Bu zatın yaptığı genişletmeden sonra Mescid-i Haram,asırlar boyu aynı hal üzerinde kaldı.Bazı güzelleştirme çalışmaları yapılmış olsa da genişletme olmadı.

OSMANLI DÖNEMİNDEKİ TAMİRLERİ : Miladi 605 yılında Peygamberlikten 5 sene önce tamir gören KABE’yi ikinci defa “Haccac’ın” yenilemesinden sonra tamirine müsaade edilmediği için duvarlarda,köşelerde yarıklar oluştu,yıkılacak hale geldi.Osmanlılar döneminde Kabe-Mescid-i Haram ve etrafı en bedii ve en güzel şeklini kazanmıştır.Yavuz Sultan Selim Han döneminde ahşap olan revaklar ve sakifler yıkılıp yerlerine tezhipli/alemli kubbeler inşa edilmiştir.Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1564 yılında imar ve ıslah edildi.1576 yılında II.Selim (Sarı Selim) Mescid-i Haram’ın tamamına yakınını tekrar inşa ettirdi.III.Murat Han döneminde 1595 yılında Mescid-i Haram’ın kalan kısımlarının inşasını ikmal(tamamlama) için yaptırdığı imar vardır.Sonra sırası ile Sultan I.Ahmet-I.Abdulhamit Han-Sultan Mahmut Han-Abdulmacit Han ve II.Abdülhamit Han zamanlarında hem Kabe hem de Mescid-i Haram’ın her tarafı tamir ve tezyin edilmiştir.Sultan I.Ahmet döneminde 1612 yılında yıkılmaya yüz tutan Kabe binasının,seksen bin altın harcanarak demir kuşaklar ve köşebentlerle duvarların takviyesine çalışıldı.Bu tamir üzerine bina 18 sene daha dayanabildi.1630’lu yıllarda Şaban ayının 19.Çarşamba günü Haremin içi sel suları ile doldu.Sel suları Beytin kapısındaki kilidin hizasından iki arşın yukarı çıktı ve Rükn-i Şami ile Rükn-i Iraki duvarları yıkıldı.Bunun üzerine padişah IV. Murat zamanında İstanbul’dan buraya görevli olarak gelen Ankaralı Mehmet Ağa nezaretinde Kabe temelden başlanarak yeniden inşa edildi.Günümüze kadar devam eden bu binadır.Bu tamir esnasında hacer’ül Esved taşının uç tarafından birkaç parça yeri kırılmıştı.Tamir edildi.Muhafaza için imal edilen bakır zarfa gümüş kaplanıp altın ile yaldızlandı.Ayrıca Kanuni zamanında konulan gümüş oluk yerine altın oluk konuldu.Daha sonra Sultan Abdulmacit Han döneminde altın oluk yenilendi.

SEL BASKINLARI: 1630 yılındai bu sel baskınından başka, Kabe ve Mescid-i Haram tarihi boyunca;1941 tarihinde 86 defa sel baskınlarına maruz kalmıştır.

KABE’NİN ETRAFINDAKİ BİNA VE MAKAMLAR : Uluslar arası İslam Derneği Kurucu Üyeleri,Kabe-i Şerif’in etrafında bulunan makam ve binaların kaldırılması konusunda 1964 yılında Kral Faysal Hz lerine bir öneri sundu.Bu öneri kabul edilerek makam binaları yıkıldı ve Makam-ı İbrahim bugünkü gördüğümüz şekilde güzel bir cam fanus içine alındı.Makam-ı İbrahim eski tarihlerde bir ara kayboldu.Aramalar neticesi Yahudi dönmesi bir zatın evinde bulundu.Makam geri alındı ve adam idam edildi.Kabe’nin etrafında;
1-Kubbetüssıkaye (Zemzem-su dağıtım yeri)
2-Darüt Tvkid (Vakitleri belirleme evi)
3-Bi’ri Zemzem (Zemzem kuyusu)
4-Makam-ı İbrahim
5-Hacerül Esved
6-Babül Mahkeme Minaresi
7-Babüsselam Minaresi
8-Kayıt Bay Minaresi
9-Hanefi Mezhebi Makamı
10-Hicr-Hatim
Bulunmaktadır.

KABE’NİN İÇ KISMI : Ortasında üç tane sağlam ve kalın ağaçtan yapılmış,çapı yarım mt kadar olan direkler vardır.Bu direklerin alt kısımları çatlamış olduğundan başka ağaçtan çember yapılarak tutturulmuştur.Bu direkler Abdullah İbn-i Zübeyr’in 14 asır önce Kabe’yi imarı esnasında koyduğu direklerdir.ve o günden bu güne kalan tek tarihi eserdir.Kabe’nin içinden üzerine çıkmaya yarayan,sekiz sahanlık kırk sekiz basamaklı bir merdiven vardır.Kabe’ye ilk çatı ve tavan ,605 yılındaki tamirat esnasında yapılmıştır.Daha önce üstü açık idi.Kabe’nin içindeki zemine gelince,büyük bir kısmı beyaz ve az bir kısmı da renkli mermerle kaplıdır.Kabe’nin iç duvarları da renkli mermerlerle kaplı ve çok güzel nakışlarla süslüdür.Bu mermer lerin en son levhasını 1958 yılında Melik Faysal son parçasını yerine koymuştur.Kabe’nin içindeki mermerlerin üst kısmı Sultan Abdülaziz Han döneminde 1875’li yıllarda hazırlanan ve üzerinde “LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULÜLLAH ALLAH (C.C.)” “SÜBHANNALLAHİ VE Bİ HAMDİHİ SÜBHANALLALHİL AZİM” “YA HANNAN-YA MENNAN-YA SULTAN-YA SÜBHAN” yazan kırmızı atlastan bir örtü ile örtülüdür.

MESCİD-İ HARAM’DA YANGIN : Hicri 604 yılında Harem-i Şerif’in bir tarafında yangın çıktı ve bir kısım yeri yandı.Sonra bir yağmur seli gelip yangının başka taraflara yayılmasını önledi ve yangın söndü.Yangın sonrası Mısır Hükümdarı Sultan Ferec Bin Berkuk,yanan ve yıkılan yerlerin onarılmasını sağlayan zattır.

KABE!NİN İÇİNİ ZİYARET-YIKAMA :Son yıllarda gülsuyu ile yılda iki defa yıkanan Kabe’nin içini;Efendimiz Aleyhisselam Mekke’yi fethi esnasında Zemzemle yıkatarak temizletmiş ve orada namaz kılmıştır.Önceleri Pazartesi/Cuma günleri ve bazı özel günlerde Kabe’nin içi ziyarete açılıyordu.Bazen de sadece kadınların ziyaretine açılıyordu.Şimdi bu adet kaldırıldı.Sadece içinin yıkandığı gün açılmakta ve yalnızca konuk İslam Devlet büyüklerinin ziyaretine verilmektedir.

MAKAM-I CİBRİL (CEBRAİL A.S.’IN NAMAZ KILDIĞI YER) : Bugün “Hufre-i Muacin” veya “Macen” adı verilen ve Kabe’nin kapısı ile Rükn-i Iraki arasında 2x1, 12x0,28 mt ebadında olan ve hacıların tavaf esnasında düşüp sakatlanmalarını önlemek için 10 Şubat 1958 tarihinde; üzeri mermerle kapatılmış olan çukurdur.Cebrail Aleyhisselamın namaz farz olunca,kılınma şeklini Efendimiz Aleyhisselama burada göstermiştir.Bu sebeple Makam-ı Cibril denir.Hz.İbrahim Kabe’yi inşa ederken sarf eylediği çamuru ve harcı bu çurda hazırlamıştı.

ŞADIRVAN : Kabe-i Muazzama duvarlarının temeline bitişik olan çıkıntı yerlerine şeriat lisanında “Şadırvan” denir.Bu çıkıntıların üzerinde birçok halkalar mevcut olup Kabe’nin örtüsü bu halkalara bağlanmaktadır
MİNBER : Mescid-i Haram’a ilk defa minber ihdas eden Hz. Muaviye’dir.Üç basamaktan ibaret küçük bir minber idi.Bundan önce Halifeler ve Valiler hutbeyi Hicr-i İsmail’de Kabe’ye karşı ayakta okurlardı.Harun reşit döneminde Mısır Valisi yedi veya dokuz basamaklı minber hediye edince,eski minber Arafat’a kaldırıldı.Daha sonraları değişik minberler kullanılmış olsa da Kanuni Sultan Süleyman Han’ın göndermiş olduğu minberin güzelliği ve ihtişamı dillere destandır.safi beyaz mermerden yapılmış çok güzel dört sütun ve bu sütunların üzerinde ise sağlam ahşaptan yapılmış uzunlamasına bir kubbe vardır.Bu kubbenin üstü gayet parlak,altın renkle yaldızlanmış levhalarla kaplıdır.Üzerinden dört yüz yıldan fazla zaman geçtiği halde parlaklığından bir şey eksilmemiştir.Minberin yerden hilale kadar yüksekliği 13 mt civarındadır.başka bir özelliği de hatibin yerinin ne yazın ne de kışın güneş görmemesidir.Sanat yönüne gelince;yapılabileceklerin en güzelidir.Ustası öyle zarif yapmış ki,sanki onu cevherden yontmuş,yada inciden dizmiş gibidir.Ancak maalesef,”Tavaf esnasında sıkışıklığa sebep oluyor” diye bu şaheser minber bundan elli kadar yıl önce kaldırılıp yerine portatif bir minber konulmuştur.Sanat konusunda zirveyi yakalamış olan ecdadımız,Miladi 1400’lü yılların başlarında Bursa/Ulucami’nin minberine güneş sistemi ve gezegenleri nakşetmiştir.

HACER’ÜL ESVED : Hacıların öpebilmek için,birbirlerine çok eziyet ettikleri bu güzel kokulu taşın yerden yüksekliği 1.50 mt dir.Çapı 30 cm’dir.Miladi 9 asırda ortaya çıkarak,kendi heveslerine göre din icat eden,Hac yollarını kesip Mekke’ye saldıran, Kabe’yi yağmalayan Karmatiler tarafından Hicri 317 senesinde Zilhicce’nin 8.günü Hacer’ül Esved taşı yerinden sökülerek kaçırılmış,339 Hicri senesinde (22 yıl sonra) tekrar getirilip yerine konulmuştur.1600’lü yıllarda yapılan tamirat esnasında; uç tarafından birkaç parça kırılmış,tamir edilerek muhafazası için bakır zarfa gümüş kaplanıp altınla yaldızlanmış ve günümüzde benzer şekilde bir muhafaza içindedir.Hacer’ül Esved’in bulunduğu köşeden yerden başlayarak doğuya doğru uzanan ve beyaz mermerlerden farklı,10 cm genişliğindeki koyu renkli mermer tavafa başlama çizgisidir.Tavafa bu çizginin üzerinden Hacer’ül Esved selamlanarak başlanır,Kabe sol omuz hizasına alınarak yedi defa dolaşılır.Her dolaşma bir Şavt’tır.Yedi şavt bir tavaf eder.Tavaf başlamış olduğu Hacer’ül Esved çizgisinde biter.

MAKAM-I İBRAHİM : KABE kapısının karşısında 10 metre kadar mesafede Makam-ı İbrahim olarak bilinen cam fanusun içinde İbrahim Aleyhisselamın Kabe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı rivayet edilen taş üzerinde bulunan İbrahim Aleyhisselamın ayak izleri beş ila altın bin yıldan fazla bir zamandan beri muhafaza edilmektedir.İzlerin derinliği 10 cm, uzunluğu 27 cm,eni 14 cm dir.Tavaf esnasında Kabe ile Makam-ı İbrahim arasından geçmek efdaldir.Tavafı bitince 2 rekat Tavaf Namazını da Makam-ı İbrahim civarında kılmak efdaldir.Ancak bu günkü kalabalık hacı sayısından dolayı bu pek mümkün olmamaktadır.Makam-ı İbrahim’in temelinin yüksekliği 75 cm dir.Camekan kısmının çapı 80 cm,yüksekliği 1 mt den fazladır.Önceleri 18 m2 alanı işgal eden Makam-ı İbrahim,tavaf alanını genişletmek maksadıyla 1967 yılında bu güzel cam fanus yapılmıştır.Kanuni Sultan Süleyman,Sultan IV.Murat ve daha sonra da Sultan Abdül Aziz Han Makam-ı İbrahim’i (eski halindeki) tamir ettirmişlerdir.

KABE’NİN ÖRTÜLERİ(SİTARE VE KİSVE) : Kabe örtüsünün adıdır.Kabe’nin tamamını kuşatan bu örtü;siyah ibrişimden yapılır.Üzeri altın yaldız sırma yazılarla tezyin edilir.Şimdilerde örtüsü her yıl değiştirilen Kabe’ye ilk örtüyü giydiren “Tübba” denilen Yemen hükümdarıdır.Kabe’nin örtüsü üç bölümden meydana gelmektedir.
1.Dış örtüsü                1.Astar                                   3.Kuşak Bölümü

DIŞ ÖRTÜSÜ : İlk zamanlar Mısır’da,Yemen’de daha sonraları İstanbul’da dokunarak getirilen örtüler,şimdi Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bu iş için özel olarak kurulmuş atölyeler tarafından hazırlanmaktadır.Örtü;uzunluğu 14 mt,genişliği 95 cm olan 48 ayrı parçadan meydana gelir.Tamamı 648 mt den biraz fazladır.

KUŞAK BÖLÜMÜ : Kabe’nin dört tarafını çevreleyen örtünün üzerindeki yazı kuşağı ise birbirine eklenmiş 16 ayrı parçadan oluşmaktadır.Yazı kuşağının uzunluğu 45 mt,genişliği 95 cm dir.

KABE’NİN KAPISI VE ÖRTÜSÜ : Kabe’nin kapısı 1943 yılında Kral Abdül Aziz Hz.leri tarafından yaptırılan kapının yıprandığı görülünce Kral Halid kapının yenilenmesini emretti.kapı yenilendi ve yeni kilit yaptırıldı.Kabe’nin 2 kapısı vardır.Bir iç,biri dış kapısı.İç kapısı tövbe kapısı olarak da bilinir.Örtüsü dört ayrı parçadan oluşur.Ebadı 7.50x4 mt olup,üzerinde Fatiha,Fetih ve İhlas surelerinden Kur’an Ayetleri yazılıdır.Bursa Ulucami’de Kıble duvarında Minberin sağ tarafında asılı duran bir Kabe örtüsü vardır ve Yavuz Sultan Selim Han tarafından Ulucami’ye hediye edildiği rivayet edilir.

MÜLTEZEM : Hacer’ül Esved’in olduğu köşe ile Kabe kapısı arasına denir.Çok mübarek bir yerdir.Efendimiz Aleyhisselam burada yapılan duaların kabul olacağını bildirmiştir.

KABE’NİN HAZİNESİ : İbrahim Aleyhisselam Kabe’yi inşa edince girişin sağ tarafına kuyu şeklinde bir çukur kazar.Kabe’ye gelen kıymetli hediyeler;Kabe’nin iç kısmında kazılmış olan 2mt kadar derinliği olan bu çukur taşlarla doldurulmuş ve günümüze kadar da açılmamıştır.İsmail A.S. yerine kurban edilen Koç’un boynuzları yakın zamana kadar burada muhafaza edilmiştir.

ALTINOLUK : Kabe damında biriken suları Hicr’e akıtmak için kullanılan oluk.Farsça Mizab-ür Rahme denir.rahmet oluğu demektir.İlk defa Miladi 605 yılında Efendimiz 35 yaşlarında iken Kureyşliler tarafından yapılan tamir esnasında konmuştur.Daha önceleri Kabe’nin üstü açık idi.Çatısı yoktu.Emevi Halifesi Abdül Melik’in emri ile Miladi 710 yıllarında altınla kaplatıldı.Altın oluk diye anılması bundan sonradır.1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman gümüş levha ile kaplı bir oluk gönderdi.Eskisi de muhafaza için İstanbul’a getirildi.1612 yılında Sultan I.Ahmet,gümüş üzerine altın kaplı bir olukla değiştirdi.1857 yılında Sultan Abdülmecit Han,altın oluğu yenilemiştir.Altınoluk Kabe’nin en çok önem atfedilen yeridir.Kıble Kudüs’ten Kabe yönüne değiştirildiğinde Mescid-i Nebevi’nin kıblesi tam Altın Oluğun bulunduğu tarafa isabet etmişti.Böylece efendimiz Medine’de iken hep bu tarafa namaz kılmış,Mekke’ye geldiğinde ise Makam-ı İbrahim’in bulunduğu taraftan Kabe’ye yönelmeyi tercih etmiştir.Amr Bin As “Kabe bütünüyle Kıbledir.Kendi kıblesi ise yüzüdür.(Kapısının buşunduğu taraf)” der.Kabe’de dört büyük mezhep imamının ayrı ayrı namaz kıldırdığı dönemlerde Hanefi mezhebinin makamı da Altın Oluk tarafında bulunuyordu.

HİCR-İ İSMAİL (HATİM) : Kabe’nin kuzeybatısında,Altın Oluğun bulunduğu tarafta yarım daire şeklinde duvarla çevrili olan alana denir.Burası Kabe’nin içindedir.tavaf esnasında içinden geçmek caiz olmaz.Şayet geçilirse o şavt iade edilir.

SAFA,MERVE-SA’Y :Sa’yın yapıldığı bu iki tepe arasındaki mesafe 395 mt dir.Eni 20 mtdir.Ortasından ikiye bölünmüştür.Sa’yın üzerinde bulunan birinci katın yüksekliği 12 mt,ikinci katın ise 9 mt dir.Sa’y,lügat manası “Koşma,gayret etme,çalışma” demektir.Istılahtaki manası ise; Safa ile Merve tepeleri arasında gidip/gelmektir. Sa’y vacip bir ibadettir.Ancak mustakil bir ibadet değildir.Umre tavafından veya Hac tavafından sonra yapılır.Tavf yapmadan Sa’y yapılmaz.Nafile tavafların ise Sa’yı yoktur.Nafile tavaflardan sonra sadece 2 rekat namaz kılınır,bol bol zemzem içilir,Sa’y yapılmaz.Nafile tavaf;Hac ve Umre tavafından başka Allah rızası için yapılan tavaflardır.Sa’y yapılan yerde,iki yeşil ışık arasında hervele yapmak (hızlıca koşmak) gereklidir.

ZEMZEM VE SU : İlk defa Cebrail Aleyhisselam tarafından ortaya çıkarılan Zemzem Suyunun etrafına Mekke’nin ilk sakinleri olarak yerleşen Cürhüm Kabilesi mekke’yi terk etmek zorunda kalınca kuyunun içini doldurarak kapatmış,uzun süre böyle kalmıştır.Efendimizin dedesi tarafından tekrar ortaya çıkarılmıştır.Zemzem Kuyusunun,bir Hacer’ül Esved,biri Ebu Kubeys,biri de Safa tarafında olmak üzere su gelen üç kanalı vardır.Bu hususta dalgıçlar tarafından çekilmiş video kaseti vardır.Zemzem Kuyusu 30.5 mt derinliğinde,dibi granit taştır.Zemzem Kuyusunda normalde üç motor çalışır ve su eksilmez.Beş motor çalışınca biraz eksilme olur.Eksilmeden sonra üç kanaldan da ırmak gibi Zemzem gelmeye başlar.Kuyudan bir saatte çekilen su miktarı 765 m3 tür.Zemzemin ayrıca bir özelliği de; normal bir su ile karıştırıldığında baskın gelip,suyun tamamını Zemzeme çevirir.Bir zamanlar kasten “Zemzem çok zehirli ve mikroplu” diye bir rapor yayınlıyorlar.II. Abdülhamit Han;kimyacılara tahlil ettirir.İlmi bir araştırma ile yeni bir rapor hazırlayıp gerçeği ortaya çıkarır.Zemzem her ne niyetle içilirse,şifadır.Zemzemin açlığı giderici özelliği de vardır.Zemzem içilince ter kokmaz.Mekke’de 70 adet kuyu vardır.Jeologlar Arafat dağı’nın altının tamamen su ile dolu olduğunu söylüyorlar.Daha önce tavaf alanında hanımlara ayrı erkeklere ayrı giriş yeri olan Zemzem Kuyusu’nun bu girişleri 2003 yılındaki tadilat esnasında alanı genişletmek maksadıyla kapatılmıştır.Medine-i Münevvere’ye her gün taşınan Zemzem miktarı 40 tondan fazladır.

HAREMİN’İN DIŞ KISMI
1-EBU KUBEYS TEPESİ :
Şu anda Kral Sarayının bulunduğu yerdir.Yeryüzünde ilk yaratılan veya ilk kara parçası olarak ortaya çıkan yer olduğu konusunda rivayetler vardır.İbrahim Aleyhisselam Kabe’yi inşa ettiği sırada,tavafa başlama noktasını belirleyecek olan Hacer’ül Esved taşını Cebrail A.S. tarafından Ebu Kubeys Tepesi alınarak getirdiği söylenir.İbrahim A.S.,Hacca daveti bu tepe üzerinden yapmıştır.Şakkul Kamer (Ayın ikiye bölünmesi) mucizesi burada tecelli etmiştir.Efendimiz Aleyhisselam nübüvetin ilk yıllarında akrabalarını toplayıp,ziyafet verdikten sonra Safa tepesi üzerinde yaptığı konuşmada “Şu tepenin arkasında düşman var desem bana inanırmısınız?” derken işaret buyurduğu tepe Ebu Kubeys tepesidir.Şu anda Hacca gelen İslam Devlet Büyüklerinin ağırlandığı Kral Sarayının bulunduğu tepedir.

2-BAB’ÜS SELAM : Efendimiz Aleyhisselamın Kabe’ye girişte kullandığı kapı.hacca ilk gidenlerin Kabe’ye girişte bu kapıyı kullanmalarının efdal olduğu bildirir.Sa’y mekanında,Safa ile Merve arasında Merve’ye biraz daha yakın 24 numaralı kapıdır.Üzerinde yanan ışıklarla Babüs Selam olduğu bellidir.Efendimiz Aleyhisselamın dünyaya geldiği ev olarak bilinen bina ile karşı karşıyadır.Aralarında 200 mt. kadar mesafe vardır.Bab’üs Selam veya Merve kapısından çıktığınızda tam karşınızda Efendimizin evi,sol tarafımızda tuvaletler,az aşağıda sap tarafımızda ise;yüksek istinat duvarları ile çevrilmiş ebu Kubeys tepesinin üzerine yapılmış Kral Sarayını görürsünüz.Efendimizin doğduğu ev daha önceleri ziyarete açıkken,son 10-15 yıldan bu yana ziyarete kapalı tutulmaktadır.Kral Sarayının kuzeydoğusundaki alanda ise;Şişe-Aziziye gibi yerlere servis otobüslerinin hareket garajı bulunmaktadır.Kral Sarayı ile Hilton oteli arasındaki çıkış kapılarından ise;Mesfele ve Ejyad istikametlerine gidilir.Bu istikametin otobüsleri yer altı tünellerinden hareket ermektedir.Buradaki tuvaletler de yer altındadır.

İNSANDA NEYİ İNSAN NİÇİN HAC YAPAR VE HAC DEĞİŞTİRİR
-Dinen zengin sayılan bir Müslüman,Allah’ın emri olduğu için Hac yapar
-İslamın 5 şartından biri olduğu için Hac yapar.
-Hac,yeniden doğmaktır.
-Günahsız tertemiz olarak dünyaya yeniden gelmektir.
-Hac,nefs muhasebesi için eşsiz bir fırsattır.                            
Ölmeden önce ölünüz hikmetini yaşamaktır.

 
Adres: Turgut Reis Mah. Zey Cad. No:8/A Merkez - ADIYAMAN
Tel: 0416 214 56 49 | Faks: 0416 214 5650

Demal Turizm
info@demaltur.com

© 2008-2015 Tüm Hakları Saklıdır. www.demaltur.com
Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: GAZİ AĞA

   


Hac & Umre Organizasyonunda 25 Yılımız